26 Mart 2013 Salı

Özledim...

Ben;
 bir kaç parça anıyla sarhoş oldum bugün
 ve "mutluluğum" kaldı dağlar ardında,
çünkü yoksun yanımda...


24 Mart 2013 Pazar

Baharı Müjdeleyen Bir Gün ve Ben Alışverişin Dibine Vurdum :)

Başlıktan da anlaşılacağı gibi bugünkü güzel havayı görünce kuzenimle kendimizi resmen sokağa attık. 
Yedik, içtik gezdik gezdikk ee tabi boş da gezemedik maalesef :))
Bu gün takı konusundaki yeminimi bozup önümüzdeki iki sene beni idare edecek kadar küpe aldım. 
Yeni bir yer açılmış Çark Caddesine, Deniz Kabuğu adında; galiba Eminönünde filanda varmış aynı mağazadan. Doğal olarak  tanesi 1 yada 1,5 tl olan bu küpeleri görüpte o dükkandan eli boş çıkmak olmazdı...
Bakalım sizde beğenecek misiniz? 



Bunları da Yelss mağazasındaki indirimden kaptık. Eldiven ve şallar seneye yatırım :))




Nişan Tepsisi

Mahallede, ailem, arkadaşlarım arasında mimliyimdir. 
Böyle silikon tabancasıyla ıvır zıvır yapılacak bir iş varsa ilk akla gelen isim olmanın gururunu yaşıyorum neredeyse çocukluğumdan beridir :) 
Bir tuhafiye dükkanı açacak kadar incik boncuk envayi çeşit kurdelem vardır. 
Hal böyle olunca evlenecek olan yakınlarım için hemen yetişiveririm...






Bu tepsiyi de komşumuzun oğlunun nişanı için yapmıştım... 
Sadece bohçayı bağlamak için kurdele istemeye gelmişlerdi ama  bir anda bu tepsi fikri çıkıverdi ortaya. Uğraşma filan dediler ama hoşumuza gidince olsun tepsisiz olmaz dedik, bir kaç dakikada yapıştırdım bitti. 

Makasıda kendi nişanımdan saklamıştım... Benim nişanımın detaylarını merak edenler için tık tık.



19 Mart 2013 Salı

Şafak 57- SİNOP



 Bildiğiniz üzere nişanlım askerde ve ben şafak sayıyorum :((  Bazen çok hızlı geçiyormuş gibi geliyor ama bazende sanki hep böyle olacakmış normalmiş onun orda olması gibi geliyor... Bilmiyorum garip hissiyatlar içerisindeyim velhasıl... :(

Neyse ki başlıkta da yazdığım gibi şafak 57 çok fazla kalmadı anlayacağınız :)) İnş. Sağ salim gelir o da bütün mehmetçikler gibi... 
Gelelim neden özellikle 57 olduğunda yazma gereği duyduğuma... 
Nişanlım Sinop'lu ve ben bu yazın orayı azda olsa gezme şansı bulabildim ki çok güzel bir yer. Öyle kolay kolay her şehre alışamam yabancı gelir, 25 senedir Sakarya dan uzaklaşmadığım için belki ama... Orayı sevdim böyle hem tatil kenti gibi hemde Anadolu şehirleri gibi küçük bir havası da var.. Bunda nişanlımın Sinop'u bıkmadan usanmasan saatlerce öve öve anlatmasınında payı olabilir tabi :) Neyse ileride bol bol gezeceğiz ben gezdikçe de anlatırım artık size :))


11 Mart 2013 Pazartesi

Kelebekli Kolye




Sabah 8 - Aksam 7 işte olduğum için gün ışığından faydalanıp güzel güzel fotoğraflar çekemiyorum malesef. Bu seferki de biraz öylesine oldu işte kusura bakmayın... Kolyeyi bir arkadaşıma da hediye ettiğim için artık bu fotoğraflarla idare edeceğim... En azından fikir olarak paylaşmış olayım. Hem kendi arşivim için hem sizden de yapmak isteyenler olursa diye... Öptüm hepinizi..

9 Mart 2013 Cumartesi

Hayat Güzeldir ! (Çok Güzel Bir Hikaye)

Bir kadın anlatıyor:
Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı

Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu

Sonunda kararımı ona da açıkladım: Boşanmak istiyordum
Şaşkınlıktan gözleri açılarak ”niye?” diye sordu.
”Gerçekten belli bir sebebi yok” dedim, ”sadece yoruldum”
Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!

Sonundasordu: ”seni caydırmak için ne yapabilirim?”
Demek ki söyledikleri doğruydu:
insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da
kaybolmuştu.
”İşte mesele tam da bu” dedim ”Sorunun cevabını kendin bulup
kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.”
”Diyelim dağın tepesinde
bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp
vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ ölümüne mâl”olacak. Bunu benim için yapar mısın?”
Yüzümü dikkatle inceledi ve ”Sana bunun cevabını yarın
vereceğim” dedi.
Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.

Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt
şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not
bırakmıştı.
”Hayatım” diye başlıyordu,
”O çiçeği senin için koparmazdım”
Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.

”Çünkü her zaman yaptığın gibi
bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde
ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım
var.”

”Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden
önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım
var.”

”Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu
kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım
var

”Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can
sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikây eler anlatabilmem için
ağzıma ihtiyacım var.”

”Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan
gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını
kesebilmem, saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem,
merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin – gençliğinde
senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım
var.”

”Ama seni benden daha fazla seven biri varsa,
evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir
tanem.”

Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer
dağılıyordu.
Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
”Mektubu okuduysan ve kalbin
ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütlekapıda bekliyorum.”
Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde
sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.
Artık çok iyibiliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçe ği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim

Bu gerçek aşktı

İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.

Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz Ama hep oralarda bir yerdedir.

Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır.

Hayat tam da böyle bir şeydir.


...Alıntıdır...

4 Mart 2013 Pazartesi

Krem - Kahve - Pembe Karışımı Kolyemm

  
Önceki yazımdan biliyorsunuz kahverengi olmazsa olmazz :)
 Krem renginede pembeye de çok yakışıyor ama ne yapayım onları öyle araya sıkıştırmasam olmazdı :) 
Bir de bu aralar ruh halim sakinlik arıyor galiba...
Kolyelerim hep basit, karmaşadan uzak ve minik boncuklardan çıkıyor ortaya *-*




1 Mart 2013 Cuma

Yenilen Pehlivan Güreşe Doymazmış =)

Çok seviyorum bu atasözünü :) 
Genelde beni anlatır kolay pes eden biri değilimdir ve olmuyorsa olmuyor diyip bırakmam ... 
Bu işde ona benziyor çekilişlerden hiç şansım olmamıştır, çoğu şey konusunda da şanslı olmadığm gibi... Bazı insanlar doğuştan şanslı ona lafım yok ama şu meret sonradan da güler belki insana bilmiyorum :))
 Neyse sözü fazla uzatmadan bu mevzuya nereden geldiğimi anlatayım.. Sevgili " zuzuoldumben " blogunun sahibesi bir çekiliş düzenlemiş efendim, böylede rengarenk güpgüzel hediyeleri varken katılmak olmaz dimi :) 
Hadi sizde katılın !