30 Kasım 2010 Salı

İmece Usulü :)

Bayanpapatya blogunun sahibi benim candostum olan bayanla buluştuk geçenlerde o anlatmıştı blogundan ama benim bahsetmeye fırsatım olmamıştı bir türlü. Bugünkü postumu bunlara
ayırmaya karar verdim bende.
Aslında sırada yazacak o kadar şey var ki... Mesela bakın 352 olmuşuz :) Ben 300leri görebilirmiyim düşünürken hızla çoğalıyoruz. Ee tabi bende uzun zamandır aklımda olan
süprüzleri gerçekleştirmek için bahane bulmuş oluyorum böylelikle değil mi :) Süprüzzzlerim için biraz daha bekleticem malesef :)

Neyse gelelim buluşmamızdan karelere:)
Bu resim; biri boncuklara gömülmüş diğeri fotoğraf çekmeye çalışan iki deli ve bit pazarına dönmüş oturma odasından oluşuyor:) Tam bu sırada annelerden biri gelmiş olsa kıyametin kopacağı pek aşikar ama başka türlü de tadı çıkmıyor ne yapalım yaw:)
Bu cici güllü ve tüllü şey bileklik oldu, daha detaylı fotoğrafları arkadaşımın blogunda.

Bu minik sevimli kedi ise kazaklarımızı süsleyecek. Sevimli ve sade bir tasarım oldu, ben abartmaya çalıştım ama papatya buna izin vermedi :)

Bunlar ise vazgeçemediğimiz şal kolyelerimden örnekler:)
Son olarak da farklı renklerle çalıştığımız şık kolyeler...
Bir diğer hobi günümüzde görüşmek dileğiyle:)

28 Kasım 2010 Pazar

Günün İkinci Mimi


Sevgili Swotpisces beni mimlemiş bir kaç gün önceydi ama ancak elim değdi... Sorularımı sırayla yanıtlıyorum efendim:) Umarım sıkılmazsınız...

1. En sevdiginiz kelime?

“Kuzucum” niyeyse çok sevimli geliyor bana :)

2. Nefret ettiginiz kelime?

“Kanki” kelimesinden hiç haz etmiyorum, kuzenlerimden filan alıştım kanka’ya ama kanki okadar itici geliyor ki, sebebini bilmiyorum ama mümkünse kimse kullanmasın.

3. Sizi ne heyecanlandırır?

Alışılmışın dışında bir evlilik teklifi… Bu da birilerine mesaj olsun :$

4.Heyecanınızı ne öldürür?

Karşımdaki kişinin burnumdan getirmesi, sürekli söylenmesi heves filan bırakmaz içimde… Lanet olsun derim yani...

5. En sevdiginiz ses?
Bir arkadaşımın tavsiyesiyle dinlemiştim Ogan Aydın - Neredeyim... Dinlemek için tık tık.

Rahatlatıcı bir sesi var arkadaşın:)

6. Nefret ettiğiniz sesler?

Ev tamiratı sesleri, matkap vs.

7. Hangi mesleği yapmak istemezsiniz?

Valla şu aralar iş aradığımdan “Ne iş olsa yaparım abi..” modundayım:)

8.Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?

İnsanların düşüncelerini okuyabilmek isterdim, mesela; bana gülümserken aklından ne geçiyor hislerinde samimi mi değil mi?

9. Kendiniz olmasaydiniz kim olmak isterdiniz?

Peygamber efendimizin kızı, Hz. Fâtıma (r.anhâ)…

10. Nerede yaşamak isterdiniz?

Hawaii gibi uçsuz bucaksız deniz olan bir yerde.

11. En önemli kusurunuz nedir?
Çabuk alınırım bazı şeylere galiba önemli bir kusur, çünkü herkes düşünmüyor konuşurken karşımdaki alınır mı diye. Bende bunun farkında olmama rağmen gerekli gereksiz herkesin söylediklerine alınıyor ve kırılıyorum…

12.Size en fazla keyif veren kötü huyunuz hangisi?

Sigara da içmiyorum ki olsaydı öyle derdim heralde hem kötü huyum hemde ondan keyif alacağım. Allah Allah ne olabilir ki ? Hımm beklide internette fazlaca vakit geçirmek olabilir, zaman öldürmek açısından kötü bir huy ama ben çok keyif alıyorum :D

13. Kahramanınız kim?

Annem heralde, kadın başına göğüs gerdiği güçlüklere bakılacak olursa, tek idolüm diyebilirim.

14. En çok kullandığınız kötü kelime?
Küfür etmeyi, edenleri hiç sevmem duymaya bile tahammülüm yoktur aslında… Bende kızdığımda en fazla “Eşşek” derim birilerine :D Bir arkadaşımdan dolandı bu da dilime:)

15.Şu anki ruh haliniz?

Dipteyim, sondayım, depresyondayım :s

16. Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?
Gecenin en karanlık anı şafağa en yakın olan andır…

17. Mutluluk rüyanız nedir?

Evli, mutlu, huzurlu, sağlıklı ve çocuklu... :))) (swotpisces’dan alıntı)

18.Sizce mutlulugun tanımı?

Güzel gününde de kötü gününde de başını yaslayacak bir omuzun olması…

19. Nasıl ölmek isterdiniz?
Mevlana gibi…

Doğarken nişanlamışız ölüme, Af dilenip şen gitmek var düğüne ...

20. Öldügünüz zaman cennete giderseniz Allah`ın size ne söylemesini istersiniz?

Ah be kulum, gördün mü bak o kadar da zor değilmiş cennete girmek…

Yani keşke böyle olsa…

Bende bu mimi kimle paylaşsam ımmmmmm....

Buldumm :)

İnanırsakolurbence

Cicici

Cicibebe

Haydi kızlar yakalayınnn:)

Entelektüel Mim:)

Bilirsiniz mimler genelde kişisel özellikleri deşifre edici olur... Hatta açıkça söylemek gerekirse bazıları çok gereksiz sorulardan oluşur... İşte o zaman insanın hiç mimlenesi gelmez:) Cheerful Demet'in de dediği gibi kimse tarafından mimlenmesenizde insanın kendini mimleyesi geliyor:) Yalnız bu aşamada benim de bir itirafda bulunmam gerekiyor ki; mime göre kitaplığımızdan rastgele bir kitap seçip onun 55'inci sayfasını paylaşmamız gerekiyormuş... Küçük bir açıklamayla tabi... Bende kitaplığıma şöyle bir baktım ki hepsi roman ya da sıkıcı ders kitapları... Ve 55. sayfayı seçtiğimde yine de bir şeyler anlayabilesiniz diye bu kitapta karar kıldım...


Ruhsal Zeka (SQ) - Muhammed Bozdağ

Yazar kitabın bu bölümünde başarmak için inanma gücünün gerekliliğinden ve bunun bize ne şekilde yardımcı olacağından bahsetmiş... Zaten "İnanmak, başarmanın yarısıdır." diye de boşa dememişler değil mi? İşte bu sayfada da inanma gücünü artırma yollarından biri olan basit eylemlerle inancımızı besleme yöntemi anlatılmış.

.....................................

Küçük başarılar, büyük başarıların üreticisidir. Denediğinizde başardığınız herşey, size yapabileceğinizi söyleyen birer telkindir. Yaptıkça yapabildiğinizi görürsünüz.
Her şeyden çok, yaptıklarınıza inanırsınız. İp cambazı olmak için kontrollü olarak ipte yürümeniz gerekir. Çıtayı gittikçe yükseltirsiniz. Her defasında güven gelir, yapabildiğinizi görürsünüz ve bir üst düzeye geçmeye cesaret edersiniz.
Yazar olmak istiyorsanız; bugün bir cümle yazın, yarın ertesi gün bir paragraf yazın. Her hafta yazdığınız miktarı artırın. İlk başladığınız andan geliştiğiniz her düzeye kadar sürekli, ne yapabildiğinizin farkında olun. Kısa süre içinde "yazabileceğiniz" inancının geliştiğini göreceksiniz. Bazıları dostlarına mektup yaza yaza bir gün yazar olduklarını fark ettiler...
Geliştirmek istediğiniz inançları tespit edin. Sonra da küçük örnekleriyle yola çıkın. En alt düzeyi çok iyi yaptığınızı anladığınızda çıtayı yükseltin. İnancınızın arttığını göreceksiniz...

"Denediğinizde başardığınız her şey, size yapabileceğinizi söyleyen birer telkindir."

..........................

Bende bu mimi; candostum Papatya'ma, SNM'ce Takılar'a, Cecilia'ya gönderiyorum, buyrun kızlar:)

26 Kasım 2010 Cuma

Rengarenk Balonlar...

Şimdi güleceksiniz bana ama söylemeden edemedim Utangaç .


Türkün aklı ya kaçarken, ya .... denir yaKahkaha.
Bende wc'deyken geldi aklıma bu fikir Kahkahamsı. Sonra bir kağıda karalayıp, uygun bir zamanda uygulamayı bekledim... İlk fırsatta da keçelerimi alıp işe başladım... İçine elyaf koyup biraz kaparık dursun balonlar istedim ama elyaf bulamayınca keçe kırpıklarından koydum. Tam istediğim gibi olmasalarda sonuçtan memnun kaldım yine de... Kolyenin diğer ucuna da aynı renklerde toplar ekledim...
Fazla abartılı olmasın diye fazla boncuk da kullanmadım... Çok şeker görünüyor ama nasıl bir kıyafetle kombine edilir bilemedim doğrusuTedirgin. Fikri olan varsa paylaşsın lütfen...



New York'ta Beş Minare...

"İnsan doğarken ezanı okunur ama namazı kılınmaz. Ölünce namazı kılınır ama ezanı okunmaz. İşte doğunca okunan ezan, ölünce kılınan namaz içindir... Hayat bu kadar kısadır yani..."

Film konusunda kimsenin yorumunu önemsememeyi Issız Adam'da öğrenmiştim... Çünkü çok kötü bir film gitmeye değmez demişti bir arkadaşım, öylesine gittiğim halde çok beğendim ve herkes gibi salya sümük sinemadan ayrılmıştım. Sonra dedim ki, artık kimsenin filmler hakkında yaptıkları yorumlara kulak asmayacağım...
Yine aynı durum bu sefer de oldu, "New York'ta Beş Minare" hakkında da bir sürü eleştiri duydum. Ama gittim... Ve verdiğim paraya acıdım diyenler için söylüyorum, sırf şu yukarıdaki cümlenin hatrına bile gidilir... Böyle güzel bir söz var mı yaaa!!
Hayatın bu kadar kısa olmasına başka kanıt gerekir mi? Hala niye farkedemiyor insanoğlu, savaşla, birbirini öldürmekle, hırsla, kinle geçiyor ömrü...

24 Kasım 2010 Çarşamba

Masallar Diyarından...

Pudra pembesi bu aralar favori rengim :) Çanta, babet ve gömlekten sonra sıra kolyedeydi tabiki. Ve yine olmazsa olmaz dantellerimden fiyonk...
Ortasında da minicik bir kalp :)
Çok sevimli ama değil mi:)
Bundan daha çok yapacağım gibi gözüküyor;)

Silikon Tabancama Kavuştum :)

Bugün hem Çarşamba pazarı vardı hemde erken kalkan yol alır misali verimli bir gündü benim için... Bir sürü yeni ciciler yaptım sizler için hepsinin resmini de çektim. Pazardan da yine bir sürü şeyler aldım:) Anlayacağınız boş durmadım yine... Bir ara ders çalışmaya da başlamam lazım ama inşallah unutmam :) Neyse geçelim şimdi bu konuları :$

Bir önceki postta bahsetmiştim ya silikon tabancam ortalıklarda yok diye sonunda saklandığı yerden çıkarmayı başardım. Hatta bilmeyenler için Avrupa Yakasındaki Burhan Altıntop'un silikon tabancası manyaklığını da izletecektim size ama bulamadım... Daha geniş bir vakitte bulurum merak etmeyin:)

Şimdi ilk önce tüm malzemelerimizi tanıtayım size, tam bir D.I.Y postu olsun değil mi?
Zaten bu askı'dan daha önce de yapmıştım... İşte Burada.
Hem fazla zor birşeyde değil, dolayısıyla sadede gelelim değil mi:) Halkaları kurdelelerle sarıp sarmaladım, aynı şekilde askıyı da, sonra birbirlerine ekledim İşte Sonuç.


Kullanım şekilleri için Tık Tık...

23 Kasım 2010 Salı

Gece Yarısı Cupcake'i :)



Etsy'de ve Pasaj'da çok gördüm bu cupcake broşları tokaları anahtarlıkları vs... Benimde keçelerim boş boş dururken dedim kalkın bari bir işe yarayın:) Baktım bana kek yapmışlar :D Şaka bir yana çok sevimli duruyor yakada. Bir adetini hediye gönderdim diğerleri de dikilmeyi bekliyor arkadaşlarıma gönderilmek için. Ee ben de hazır resmini çekmişken sizinle paylaşayım dedim. Bu arada şu gün ışığından faydalanamama işi hakkaten sinir bir iş ya değil mi Cheerful Demet'im :) Arkadaşımda bu durumdan çok yakındığından bu akşam aklıma geldi fotoğrafları çekerken zira hiç istediğim gibi olmadı. Renkler bir tuhaf çıkıyor çünkü... Napalım ama nasip olmayınca olmuyor işte, sabah güneş tam odamın balkonuna vurmuşken balkona hazırladım herşeyi aldım makineyi elime piller bitti. Ya dedim mübarek bitecek başka zaman mı bulamadın:) Artık ömrümüz olursa yarın çekeriz değil mi, Yapacak Birşey Yok. Maleseff :(





Bu arada broş iğnesini normalde silikon tabancasıyla yapıştırmayı tercih ederdim ama bir haftadır evin altını üstüne getirdim bulamadım tabancamı :( Burhan Altıntop gibi elimden düşmezdi oysa:) Bizim ufaklık yüzünden annem herşeyi saklıyor malesef kimbilir nereye koymuştur, en lüzumsuz zamanda çıkar bir yerden:)

20 Kasım 2010 Cumartesi

Yılbaşı Hediyeniz Cheerful Demet'ten..


Bir itirafta bulunayım aslında bu postu yazıp yazmama konusunda emin değilim... Yani şimdi ben size burada Demet'imin blogunu linkliyeceğim, siz çekilişe katılacaksınız... Oransal olarak ne kadar çok kişi katılırsa benim o harika kapı süsünü almak için olan şansım o kadar azalacak, değil mi?

:) :) :)

Şaka bir yana blogger sayesinde tanıdığım ama samimiyetine ve sıcak kanlılığına hayran kalıp canımın içine sokasım gelen bu şirin kız ne yapsa güzel oluyor zaten... Bende hep destekçisiyim biliyordur inş. onun için bu etkinliğinide büyük mutlulukla paylaşıyorum... Şansınızı deneyin bence, kapınızda bu cıvıl cıvıl süs olduktan sonra misafiriniz hiç eksik olmaz ona göre :)

Kırk yıl mıdır? Bir fincan kahvenin hatırı...

Dostlarla buluşulup içilen bir fincan kahveden güzeli var mıdır, tatil gününde... Yıllarını paylaştığın, beraber büyüyüp beraber hayal kurduğun insanlarla buluşmak... İnanın akşamdan sarıyor dostlarımla buluşmanın heyecanı.
İleride evlenip sağa sola dağıldığımızda nasıl dinecek bu hasret bilmiyorum... Eşlerimizi bırakıp kalmaya gideriz birbirimize diye şakalaşıyoruz ama zaman ne gösterecek bilemeyiz malesef. Yine de gönüller bir olsa keşke değil mi, Rabbim dostluğumuzu hiç bitirmesin. 40 yılı görmeye yeter mi acaba ömrümüz? Neyse ben fazla derinlere dalmadan muhabbeti değiştireyim yoksa hüngür foşurt ağlayacağım burda... Zaten bu aralar duygusal moddayım ota çiçeğe ağlıyorum, amaann yani:)

En iyisi ben size çektiğim fotoğraflarla anlatayım bugünümü:) Bu aralar fotoğraf çekmeye bir meraklıyım sormayın, gençken:) saat başı çekilirken, geçenlerde arşivime bir baktım neredeyse son bir buçuk yıldır hiç resim çekilmemişim... Malum bizim ufaklığı çekmekten kendime sıra gelmiyor galiba.

Yukarıdaki Türk motifleriyle süslenmiş harika fincandaki, harika sunumlu kahve bugüne ait değil ancak ibret olsun diye paylaşıyorum... Çünkü Sakarya'nın sayılı elit cafelerinden biri olduğunu iddia eden Elegante Cafe'de içtiğim türk kahvesi bildiğiniz bir adet fincan ve altlık olarak getirildi önüme konuldu... Yahu ben evde bile misafirlerime ikram ederken yanına bir kurabiye o yoksa bir çikolata konduruyorum... İnsan biraz özenir değil mi? Yok bunlar adam olamıyacak benim bu sektöre bir el atmam lazım:D

Bu arada güzel Sakarya'ma bir alışveriş merkezi daha açıldı, Serdivan AVM. İşte burada bulamadığımız markalarıda yavaş yavaş bulabiliyoruz artık... Sürekli Armine modellerini internette aramaktan göbeğim çatlamıştı ki, artık 1 değil 2 tane şubesi var... İşte bende ilk alışverişlerimi yaptım bakalım beğenecek misiniz? Eteğimi çok sevdim, giymeye kıyamıyorum desem yeridir:)
Şimdi hazır olun Jeliboncuk'la tanışmaya:)

Dört beş gün gözüm gibi baktıktan sonra, bugün bayramda inat edip giymediğim cicilerimi giydim. Yanımdaki ise candostum papatyamm... Yeminimi bozup kalpli malpli de olsa ilk resmimi koydum ya bloga tamam artık tutmayın beni :) Neyseeeee galiba çok çenem düştüüü, bayram sonu malum tatil bitiyor, sıkıntıdayım diyeceğim ama işsize hergün tatil :)
Öpüldünüz şekerler :*

8 Kasım 2010 Pazartesi

Size Kek Yaptım:)

Aslında başlığı böyle atmayı düşünmüyordum ama Nil'in şarkısı geldi aklıma aniden:) Ne sevimliydi değilmi ya o klip:) Durun hemen bulayım bi yerlerden, anılarını depreştirmek isteyen olursa buyursun... İşte bende bu aralar aynen bu şarkıda olduğu gibi stresimi mutfakta atmaya çalışıyorum:) Bu durumdan herkes memnun ancak yakında 100 kilo olmazsam iyidir çünkü birde oturup sabahtan akşama kadar yaptıklarımı yiyorum :$


Öyle ahım şahım bişey değil abarttığıma bakmayın, cevizli üzümlü kek işte. Şekeri yumurtayı çırp kalan malzemeleri ekle tamam. Yapımı oldukça basit olmasına rağmen acemilik olunca ufak tefek kusurlarım olmadı değil sonuçta ziyan da olmadı yaa hepsi midemizde =) Ama sevdim ben bu mutfak işini :) Şimdi bir sürü bir sürü tarifler bulup uygulamayı düşünüyorum. Mutfak önlükleri araştırmasına bile girdim, işimi ciddiye alıyorum.. O kadar yaniiii =)

5 Kasım 2010 Cuma

Yine yeni yeniden: Şal Kolye:)

İstanbul ne kadar burnumuzun dibinde de olsa her an gitme şansımız olmuyor malesef... Ama bir fırsatını bulup mutlaka pazarlarını gezmek istiyorum. Bizim Adapazarı'nın küçücük Çarşamba pazarında 2-3 saat dolanabiliyorsak, kimbilir oralardan kaç saatte çıkarız :) Ama dediğim gibi bu aralar kumaş ve kıyafet alma hislerim depreştiğinden en kısa zamanda bir ziyaret ayarlamalıyım İstanbul'a...

Neyse lafı fazla uzatmadan, bu pazar muhabbetinin nerden çıktığına gelince, tabiki yine pazardan aldığım şallardan fular kolyeler yapmaya başladım. Değişik değişik şifon şallar buldum bu hafta hepsine uyduracak boncuğumda var evelallah kim tutar beni:)

Gri, füme ve beyaz tonlarındaki bu tonu neden bilmiyorum ama altın rengi ile kullanmak istedim çünkü gümüş rengi basit kalacaktı kumaşın ucunda. Zaten renkleri gümüş tonları olduğu için biraz ağır olsun dedim. Aparat olarak da en sevdiğim melek figürlerini kullandım. Sonuç olarak beni gülümseten bir kolye çıktı ortaya içime sindi analayacağınız:)

3 Kasım 2010 Çarşamba

Şansım Dönse Artık...


Normalde o kadar şanssız bir insanımdır ki.. Gökten üç elma düşse, bana dalı düşer kafamı yararım heralde :) Ama artık şansımın dönmeye başladığına inanmak istiyorum ve bu aralar beklediğim bütün haberlerin güzel sonuçlanması için gece gündüz dua ediyorum...
Asıl konumuza gelince; Buket Poyraz bu cici ayakkabıyı çekiliş olarak veriyormuş...
İşte normalde bu tarz çekilişlere de fazla önem vermezdim ama hem artık benimde şansım döndü demek, hemde görür görmez aşık olduğum bu ayakkabıyı görmemezlikten gelmek istemedim:) Bakalım güzel haberlerime bunu da eklerim belki neden olmasın...

2 Kasım 2010 Salı

Kahve Çekirdeği...

Elimdeki boncukları ve pazardan almış olduğum kurdeleyi değerlendirmek için düşünüp bulduğum bir yöntem... Bu tarz kolyelere rastlamıştım yabancı sitelerde birebir aynısını görüp görmediğimi hatırlamıyorum ama hiç aklımda yokken şunu da şuraya ekleyivereyim diye ortaya çıkan bir kolye oldu... Uzun süre önce yapmış olmama rağmen bir türlü takamadım kendisini:) Tam istediğim şekilde olmamasından olabilir ama arkadaşlarımın ve kuzenlerimin beğendiğini görünce bende sevdim keratayı:) Bakalım siz beğenecek misiniz?