28 Ekim 2010 Perşembe

Japon Style Üzerine...

Gittigidiyor.com daki JAPON STYLE furyasını takip eden ya da duyanlarınız vardır, bende uzun süredir takip etmeme rağmen bir türlü cesaret edip sipariş veremedim. Birkaç olumsuz yorum okudum nette araştırırken mallarının iyi olmadığına dair ama bir o kadar memnun insanlarla da karşılaştım yorumlarda... Velhasılı kendim deneyip almadan anlayamayacağım heralde.

Kıyafetlere gelince; bu kızlar ince uzun ve güzel olduklarından mıdır giydikleri herşey yakışıyor, yoksa gerçekten bu tasarımlar farklı ve çekici midir? Nedenini bulamadım duyduğum bu sempatinin:)

Canım sıkıldıkça bakıp bakıp duruyorum yeni çıkan ürünlere. Bu akşam gördüğüm bluz ise bence harikulade bir şey olmuş:) Zaten bu yazıyıda sırf o bluzun yüzü suyu hürmetine yazıyorum ya:) İlla göstereceğim yani size de:)

Başka renkleri de var beyaz, krem, siyah vs. ama ben özellikle bu konsepte bayıldım:) Görmek isteyenler buradan bakabilir...

Beğendiklerim bu kadarla kalmadı tabiki:) Şu Trençkot'un sevimliliğine bakın Allah aşkına!



Son olarak da bu Elbise 'ye bayıldım... Cesaretimi toplayıp siparişimi verdiğimde yorumlarımı paylaşırım sizinle:) Ya da ürünlerin kalitesi hakkında bilgisi olan varsa lütfen yorumunu esirgemesin..

İnci Meleğim

Bu aralar malesef değişik bir şeyler yapamadım... Ancak sipariş üzerine yaptığım birkaç ürünün resmi var elimde. Hep bilip gördüğünüz şeyler ama yinede paylaşayım maksat arşivimizde eksik olmasın ve bloğumuz da postsuz kalmasın değil mi :) Bu arada herkes o kadar güzel şeyler yapmış ki ben yokken teker teker gezdim blog arkadaşlarımı. Aklımda da güzel fikirler var bu aralar inş gerçekleştirebilirim de buradan sizinle paylaşırım.

Neyse gelelim, bilekliğimizin hikayesine; candostum Selin'imin sözü vardı geçtiğimiz ay. Bende bu bilekliği yaptım onun için melekler hep onunla olsun.. Kuracağı yuvası cennetten bir bahçe olsun diye:)


27 Ekim 2010 Çarşamba

Kaçak Geri Döndü :)


Sanmayın sizi unuttuğumu; o kadar çok özledim ki blogumu, arkadaşlarımı, takipçilerimi... Bloguma yazı yazmayı hiç bu kadar özleyeceğimi düşünmemiştim ki bu kadar uzun bir ara vereceğim aklımın ucundan geçmiyordu zaten… Bırakın yazı yazmak uzun süredir giriş bile yapmadığımı fark ettim şifremi unutunca:)

Şimdi ne anlatsam nereden başlasam, bu iki aylık yokluğumu nasıl telafi etsem diye düşünüyorum... Öncelikle yokluğumu farkedip, öldünmü kaldınmı diye yorum yazan arkadaşlarıma çok çok teşekkür ediyorum..

Daha önce bunun muhabbetini yapmıştık Cheerful Demet'le acaba ölüm ayırsa aniden bizi bu dünyadan kim hatırlar da sorar bizi diye... Yada birisine vasiyet mi etmeli; blogumdan haber ver ölümümü diye :s Bu aralar o kadar fazla ölüm haberi aldım ki bari burada muhabbetini açmayayım, içinizi karartmak istemem... ( Son olarak; blogumu okur mu bilmiyorum ama liseden arkadaşım Büşra'm bugün babasını kaybetti; Allah sabırlık versin... Mekanı cennet olur inşallah babacığının...)

Gelelim sebeb-i ziyaretime :) Ramazan öncesinde mahallemizde açılan markete mağaza sorumlusu olarak apar topar girince ve çalışma saatleri sabah 9 - akşam 10 olunca sanal dünyadan değil sadece, gerçek dünyadan da kopuverdim bir anda... Haftasonu tatil olmaması, eve geldiğimde yorgun argın yatağa atlamam birde üstüne üstlük evdeki internetiminde kesilmesiyle blogumdan da tamamen kopmuş oldum... Şuan evde olmamın sebebine gelince artık yeterrr deyip işi bırakmış olmam :) Zaten benim bünyeme ters uzun süreli çalışamıyorum biryerde;) Neyse işin şakası bir yana insana istemediği işte çalışmak ölüm gibi geliyor, sanki orada 2 ay değilde 20 yıl çalışmışım gibi... Ahh ahhh gözünü sevdiğim hayal dünyası sende olmasan nerede görecez biz o güzel günleri... En azından ümitliyiz hayallerimizin gerçek olma ihtimali var, belki bir gün neden olmasın... Değil mi?

Neyse bu akşamlık bu kadar yeter, soranlara merak edenlere bekleyenlere selam olsun... Ben yokken blog aleminde neler oldu neler bitti diye kısa bir araştırma yaptıktan sonra döneceğim yine…
En kısa zamanda yeni yaptığım cicileride paylaşacağım sizlerle...

With all my Love, Jeliboncuk:)