31 Aralık 2010 Cuma

Yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl herkese kutlu olsun:)


Bugünün dünden farkı olmadığı gibi, yarınında bugünden farkı olmayacak belki ama yinede insanoğlu umutsuz yaşayamıyor işte... Sağlık istiyor, huzur istiyor, mutluluk istiyor, ee birazcıkda para istiyor tabiki... 2010 belki çoğu kişiye bu istediklerini getiremedi ama son günleri itibariyle beni çok mutlu edip öyle gidiyor:) Sonunda bende yeni yıla yeni işimle başlayacağım; Pazartesi gününden itibaren:)

Umarım sağlığımızı kaybetmeyip, mutluluğuda yakalarız da herşey dört dörtlük olur inş... Yalnızca kendim için değil hepiniz için diliyorum bu dileklerimi...

Rabbim herkesin gönlünden geçeni verir inş:)

Yalnız bu 2011 yılına söyleniş itibariyle alışamadım pek:) 2010 ne güzeldi küsüratsız, net, söylenişi kolay:) Kulağımız alışmadı ondan olsa gerek, ben bu tarihe alışana kadar daha çok 2010 yazarım evraklara:) Neyse fazla konuştum galiba sadede geleyim:)



Nice mutlu senelere... Çok 2000ler görün emi :)


Huzurlu, üzüntüsüz, kedersiz, savaşsız, kargaşasız, polemiksiz, işsizliksiz :), düşük enflasyonlu bir ülke diliyorum... Bizde böyle bir ülkede yaşayan daha mutlu, daha başarılı, bol kazançlı insanlar oluruz inş:) Yaşamınız boyunca güzel yıllar, mutlu yarınlar, gerçek dostluklar hep sizinle olsun...

22 Aralık 2010 Çarşamba

Bu Hediyeler Kaçmaz:)

Hediyelerden bıkılmaz hiç dimi:) Hele bu aralar bloglarda bir hareketlilik almış başını gidiyor... Kimi büyük kimi küçük herkes gönlünden kopanları izleyicileriyle paylaşmak istiyor... Eee kim istemez ki hediye almak:) Şansımızı denemekten de birşey çıkmaz değil mi? O halde başlıyorum buyrun:)
İlk olarak blogumu izlemeye almasıyla ve güzel yorumuyla tanıdım kendisini ve yaptığı güzel işlere bakmak için sık sık uğruyorum artık bloguna... Kendisi yayınlama şartı koymamış ama ben yine de paylaşmak istedim...

Adını Sen Koy blogunun cici sahibesinin cici hediyeleri...


Bir diğer cömert blog sahibesi pasajda patiklerini görüp hayran kaldığım; Mor İnek

Son olarak da belki ileride evlenirsem ;) nişanımda bu harika yastıklardan görmek istediğimden burada da şansımı deneyeyim dedim, iki seçenek sunmuş bize Esra'cım buyrun birde siz bakın...

Kendime Şans diliyorum:)

Puantiyeli Bileklik



Elimde kalan bu parçaları birleştirmeyi daha önce düşünmedim değil aslında taç yapmak için düşünmüştüm... Ama elime alınca bilekliğe daha güzel yakışacaklarını ve bu tarz bilekliklerden hiç denemediğimi farkettim ve koyuldum işe... Puantiyeli şifon kumaştan daha önce şal kolye yapmıştım hala elimde biraz var ondan da kendime yapacağım şal :) Neyse kenarından çıkan küçük parçayı gül olarak diktim ardından dantel ve taşlarla süsledim... İki ucuna da fiyonk olarak bağlanması için uzun kurdele bıraktım... Ancak daha sağlıklı olması bakımından kanca alıp dikeceğim birleştirmek için... Ayrıntılı fotoğraflarını paylaşıyorum yapmak isteyenlere kolay gelsinn....


21 Aralık 2010 Salı

Mor çiçekli, tüylü boyunluk...


















Bu aralar biraz fazla feminen takılar düşünmeye ve üretmeye başladım:) Niyeyse öyle bir merakım olmaya başladı galiba... Büyüyor muyum ne ? Sanki çok küçüğüm de yaşıtlarımın çocukları var maşallah :) Neyse geçelim bu konuları, nerde kalmıştık :)
Dün gece kutumun içinde kurdele ararken buldum bu çiçeği daha önceden yapıp koymuştum bir yerde kullanırım diye, sonrasında ise kurdele yerine dantel kullanmanın daha hoş duracağını düşünerek böyle bir şey çıktı ortaya... Uygun kıyafetle kombinlenirse sade bir şeyi şık bir hale getirmesi mümkün...

19 Aralık 2010 Pazar

Kiraz Gökırmak - Pazenchi


















"Bir kelebek gibi yaşarım ben hayatı, sabah doğar gece ölürüm. Sonra ertesi gün yepyeni renklere bürünmüş olarak yeniden doğarım..."

Kiraz Gökırmak, tasarımlarını paylaştığı sitesinin introsunda yukarıdaki sözle karşılıyor bizleri... Tasarımları gibi cıvıl cıvıl bir sitesi var... Ben kendisine geçen hafta televizyonda rastladım, Seda Sayan'ın programında defilesi vardı... O kadar beğendim ki yaptıklarını hemen ismini internette bakılacaklar listesine not aldım...Ve elbiselere bakarken aynı heyecanı duydum yine... Gerçekten o kadar gerekli bir düşünceydi ki, pazene yeniden doğabilme imkanını tanımak, bu furya böyle devam eder gibi geliyor bana... Şu desenlerdeki sevimliliğe yumuşaklığa bakın ya:)

Tabi Kiraz hanım abartıp gelinlik bile yapmış ama ben sadece kendi beğendiklerimi paylaşıyorum sizinle... Daha fazlası için Tık Tık...





Not: Resimlerin üzerine tıklayarak, büyütebilirsiniz...

18 Aralık 2010 Cumartesi

Deneme Bir Kiiii :)

Kelimenin tam anlamıyla makyaj yapma özürlüsü olan ben, artık bu iş böyle olmaz deyip başladım çalışmalara:)
Bloglarında ne giydim, ne sürdüm diye paylaşan marifetli bayanları sürekli takip ediyordum ancak denemelerim içler acısıydı... Taki likit aşkım başlayana kadar, ya hiçbir şey sürmeyeyim şu likiti sürmeyi öğreneyim Allah rızası için. Ama yok palyaçoya dönüyorum görmeniz lazım :D
Sonra bu likit denen şeyin birde keçeli kalem gibi kalın olanı var o daha kolay sürülüyor dediler koştum aldım. Şu yukarıdaki tahta kalemi gibi gözüken kocaman uçlu şey işte:)
(Yukarıdaki resim avon kataloğundan alıntıdır ben değilim malesef.)


Neyse bende yine fazla bir ilerleme yok tabi.. Uğraşa didine ancak bu kadarını yapabildim bir bakın bakalım nasıl olmuş:)



Napoleon Kolye

Para para para demiş ya Napolyon, bu kolyede biraz o hesap oldu... Dizi dizi paralar:)
Her nekadar annem "Ne o beşibiryerde mi yaptın?" desede, bunlar para eden cinsten olmadığı için sorun yok. Takıp takıp dolaşabiliriz.

Aslında bu kolye'nin şöyle bir hikayesi var; internette gezinirken İnna diye bir şarkıcı varmış, adını bile duymamıştım cahil ben:) Onun bu resmine rastladım.
Tabi herkes görmek istediği şeye bakar, ben direk kolyeye odaklandım ve yine şimşekler çaktı... Aslında o kadar kolay ve bildiğimiz bir modeldi ki ama ben yıllar önce yaptığım 2 zincirden oluşan, irili ufaklı paralar eklenmiş gayet basit kolyemi hatırladım. Ve pazardan yeni aldığım kadife kurdelemle birleştirdim kafamda :)
Ve sonrada aldım elime penseyi işte sonuç..


14 Aralık 2010 Salı

Buzdolabı Çerçevesi (D.I.Y)

Hepinizin evinde kullanılıyordur ıslak mendiller...
Peki bitince poşetini ne yapıyoruz, atıyoruz değil mi?
Artık atmazsınız heralde:) Şimdi resme bakın neyi kastettiğimi anlayacaksınız...
Şimdi gördünüz mü kapak kısmından nasıl çerçeve yapabileceğimizi...
Zaten resimde de görülüyor ama kısaca anlatayım, simli kurdeleyle güzelce sardım plastik kısmı üzerine bir nikah şekerinden çıkardığım süsü ekledim, arkasına da mıknatıs yapıştırdım.
İşte sonuç.


Bu da buzdolabımızdaki görüntüsü :)
Not: Çerçevenin yanındaki yeğenimin doğum günü hediyesi, resimli takvim şeklinde buzdolabı süsü; Birmax'tan...

Kutu Kaplamaca (D.I.Y)

Yeniden selamlar herkese...Sürekli takip edenler varsa bilirler benim yapışkanlı kağıtlara olan ilgimi:) Başka bir adı var mı bilmiyorum ama rulo şeklinde satılan çiçekli ya da ahşap desenli, arkası yapışabilen kağıtlardan bahsediyorum. Tahtakale, salı pazarı yada bir milyoncu diye tabir edilen yerlerde ucuza bulabilirsiniz şimdiden söyleyeyim. Daha önce bir ayakkabı kutusunu kaplamıştım hatırlarsanız, işte burada... Şimdi aynı kağıtla elimde kalan bir parfüm kutusunu kapladım ve kalemlik olarak kullanmayı düşünüyorum. Yapım aşamalarını paylaşamasamda çok sayıda fotoğraf çekmeye çalıştım.

Kalemlerimiz kutunun içindeki karton sayesinde sessiz sedasız duracak:)

6 Aralık 2010 Pazartesi

Süslü Püslü Parmaksız Eldiven

Bu ipi patik örmek için büyük bir hevesle almıştım ancak bir türlü elim değmeyince patik örmeye olan hevesimde kaçtı ve tabiki yünler elimde kaldı... Bende ne yapsam ne yapsam diye bakınırken bu aralar Etsy ve Pasaj'da fazlasıyla karşılaştığım parmaksız eldivenlerden öreyim dedim... Bir kaç gün elimde sürükleniyor ancak oturulsa bir günde hatta bir kaç saatte bitecek bir model. Tabi örgü örmeyi benim gibi unuttuysanız (ya da hiç bilmiyorsanız) internette ilmek atma videoları mevcut:$ Önce onlardan başlamak daha iyi olur sanırım:)


İşte sonunda bitti, şimdi diğer renklerini örmek istiyorum, sıradakiii :)


1 Aralık 2010 Çarşamba

Yeni yıla hediyesiz girmeyin...

Bu aralar hangi bloga gitsem bir hediyeleşme etkinliği var bende bunları parça parça anlatmak yerine bir post altında toplayayım istedim... Hediye almaya ve vermeye meraklı olanlar haydi parmaklar klavyelere :)

İlk olarak Bydg'nin yani bilmeyenler için "Bi Yaşıma Daha Girdim"in çekilişini paylaşmak istiyorum sizle. Kendisi blogda yayınlama şartı koymamış ancak ben sizlerin bu güzel cicilerden mahrum kalmasını istemedim...
İkinci olaraksa daha yeni başlayan bir çekilişle Ciciciningüncesi blogunda güzel güzel hediyeler var sizleri bekleyen...

Son olarak da en güzel hediyeler Bir Yastıkta'nın 3. yaşı için geliyoooor.... Hatta bir değil birçok hediye için çekilişe katılabilirsiniz...
Ben böyle bir hediye almak çok isterim açıkcası biraz egoist bir istek ama kendi resimlerimin olduğu çikolatalar kulağa çok hoş geliyor, sizce?

Çikolatalar olmazsa bu nefis kurabiyeler de olur değil mi? İnsan yemeye kıyamaz ki ama bunları çok sevimliler ya...
Eee onlar olmazsa bu muhteşem temalı pastalardan bir tane de olur canım:) Hiç sorun değil, ay bu kadar şeker çikolata pasta vs den bahsedince canım tatlı bişeyler istedi ben bir mutfağı dolanayım efendim... Esenlikler diliyorum. Sizde bu arada karar verin tamam mı ?

30 Kasım 2010 Salı

İmece Usulü :)

Bayanpapatya blogunun sahibi benim candostum olan bayanla buluştuk geçenlerde o anlatmıştı blogundan ama benim bahsetmeye fırsatım olmamıştı bir türlü. Bugünkü postumu bunlara
ayırmaya karar verdim bende.
Aslında sırada yazacak o kadar şey var ki... Mesela bakın 352 olmuşuz :) Ben 300leri görebilirmiyim düşünürken hızla çoğalıyoruz. Ee tabi bende uzun zamandır aklımda olan
süprüzleri gerçekleştirmek için bahane bulmuş oluyorum böylelikle değil mi :) Süprüzzzlerim için biraz daha bekleticem malesef :)

Neyse gelelim buluşmamızdan karelere:)
Bu resim; biri boncuklara gömülmüş diğeri fotoğraf çekmeye çalışan iki deli ve bit pazarına dönmüş oturma odasından oluşuyor:) Tam bu sırada annelerden biri gelmiş olsa kıyametin kopacağı pek aşikar ama başka türlü de tadı çıkmıyor ne yapalım yaw:)
Bu cici güllü ve tüllü şey bileklik oldu, daha detaylı fotoğrafları arkadaşımın blogunda.

Bu minik sevimli kedi ise kazaklarımızı süsleyecek. Sevimli ve sade bir tasarım oldu, ben abartmaya çalıştım ama papatya buna izin vermedi :)

Bunlar ise vazgeçemediğimiz şal kolyelerimden örnekler:)
Son olarak da farklı renklerle çalıştığımız şık kolyeler...
Bir diğer hobi günümüzde görüşmek dileğiyle:)

28 Kasım 2010 Pazar

Günün İkinci Mimi


Sevgili Swotpisces beni mimlemiş bir kaç gün önceydi ama ancak elim değdi... Sorularımı sırayla yanıtlıyorum efendim:) Umarım sıkılmazsınız...

1. En sevdiginiz kelime?

“Kuzucum” niyeyse çok sevimli geliyor bana :)

2. Nefret ettiginiz kelime?

“Kanki” kelimesinden hiç haz etmiyorum, kuzenlerimden filan alıştım kanka’ya ama kanki okadar itici geliyor ki, sebebini bilmiyorum ama mümkünse kimse kullanmasın.

3. Sizi ne heyecanlandırır?

Alışılmışın dışında bir evlilik teklifi… Bu da birilerine mesaj olsun :$

4.Heyecanınızı ne öldürür?

Karşımdaki kişinin burnumdan getirmesi, sürekli söylenmesi heves filan bırakmaz içimde… Lanet olsun derim yani...

5. En sevdiginiz ses?
Bir arkadaşımın tavsiyesiyle dinlemiştim Ogan Aydın - Neredeyim... Dinlemek için tık tık.

Rahatlatıcı bir sesi var arkadaşın:)

6. Nefret ettiğiniz sesler?

Ev tamiratı sesleri, matkap vs.

7. Hangi mesleği yapmak istemezsiniz?

Valla şu aralar iş aradığımdan “Ne iş olsa yaparım abi..” modundayım:)

8.Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?

İnsanların düşüncelerini okuyabilmek isterdim, mesela; bana gülümserken aklından ne geçiyor hislerinde samimi mi değil mi?

9. Kendiniz olmasaydiniz kim olmak isterdiniz?

Peygamber efendimizin kızı, Hz. Fâtıma (r.anhâ)…

10. Nerede yaşamak isterdiniz?

Hawaii gibi uçsuz bucaksız deniz olan bir yerde.

11. En önemli kusurunuz nedir?
Çabuk alınırım bazı şeylere galiba önemli bir kusur, çünkü herkes düşünmüyor konuşurken karşımdaki alınır mı diye. Bende bunun farkında olmama rağmen gerekli gereksiz herkesin söylediklerine alınıyor ve kırılıyorum…

12.Size en fazla keyif veren kötü huyunuz hangisi?

Sigara da içmiyorum ki olsaydı öyle derdim heralde hem kötü huyum hemde ondan keyif alacağım. Allah Allah ne olabilir ki ? Hımm beklide internette fazlaca vakit geçirmek olabilir, zaman öldürmek açısından kötü bir huy ama ben çok keyif alıyorum :D

13. Kahramanınız kim?

Annem heralde, kadın başına göğüs gerdiği güçlüklere bakılacak olursa, tek idolüm diyebilirim.

14. En çok kullandığınız kötü kelime?
Küfür etmeyi, edenleri hiç sevmem duymaya bile tahammülüm yoktur aslında… Bende kızdığımda en fazla “Eşşek” derim birilerine :D Bir arkadaşımdan dolandı bu da dilime:)

15.Şu anki ruh haliniz?

Dipteyim, sondayım, depresyondayım :s

16. Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?
Gecenin en karanlık anı şafağa en yakın olan andır…

17. Mutluluk rüyanız nedir?

Evli, mutlu, huzurlu, sağlıklı ve çocuklu... :))) (swotpisces’dan alıntı)

18.Sizce mutlulugun tanımı?

Güzel gününde de kötü gününde de başını yaslayacak bir omuzun olması…

19. Nasıl ölmek isterdiniz?
Mevlana gibi…

Doğarken nişanlamışız ölüme, Af dilenip şen gitmek var düğüne ...

20. Öldügünüz zaman cennete giderseniz Allah`ın size ne söylemesini istersiniz?

Ah be kulum, gördün mü bak o kadar da zor değilmiş cennete girmek…

Yani keşke böyle olsa…

Bende bu mimi kimle paylaşsam ımmmmmm....

Buldumm :)

İnanırsakolurbence

Cicici

Cicibebe

Haydi kızlar yakalayınnn:)

Entelektüel Mim:)

Bilirsiniz mimler genelde kişisel özellikleri deşifre edici olur... Hatta açıkça söylemek gerekirse bazıları çok gereksiz sorulardan oluşur... İşte o zaman insanın hiç mimlenesi gelmez:) Cheerful Demet'in de dediği gibi kimse tarafından mimlenmesenizde insanın kendini mimleyesi geliyor:) Yalnız bu aşamada benim de bir itirafda bulunmam gerekiyor ki; mime göre kitaplığımızdan rastgele bir kitap seçip onun 55'inci sayfasını paylaşmamız gerekiyormuş... Küçük bir açıklamayla tabi... Bende kitaplığıma şöyle bir baktım ki hepsi roman ya da sıkıcı ders kitapları... Ve 55. sayfayı seçtiğimde yine de bir şeyler anlayabilesiniz diye bu kitapta karar kıldım...


Ruhsal Zeka (SQ) - Muhammed Bozdağ

Yazar kitabın bu bölümünde başarmak için inanma gücünün gerekliliğinden ve bunun bize ne şekilde yardımcı olacağından bahsetmiş... Zaten "İnanmak, başarmanın yarısıdır." diye de boşa dememişler değil mi? İşte bu sayfada da inanma gücünü artırma yollarından biri olan basit eylemlerle inancımızı besleme yöntemi anlatılmış.

.....................................

Küçük başarılar, büyük başarıların üreticisidir. Denediğinizde başardığınız herşey, size yapabileceğinizi söyleyen birer telkindir. Yaptıkça yapabildiğinizi görürsünüz.
Her şeyden çok, yaptıklarınıza inanırsınız. İp cambazı olmak için kontrollü olarak ipte yürümeniz gerekir. Çıtayı gittikçe yükseltirsiniz. Her defasında güven gelir, yapabildiğinizi görürsünüz ve bir üst düzeye geçmeye cesaret edersiniz.
Yazar olmak istiyorsanız; bugün bir cümle yazın, yarın ertesi gün bir paragraf yazın. Her hafta yazdığınız miktarı artırın. İlk başladığınız andan geliştiğiniz her düzeye kadar sürekli, ne yapabildiğinizin farkında olun. Kısa süre içinde "yazabileceğiniz" inancının geliştiğini göreceksiniz. Bazıları dostlarına mektup yaza yaza bir gün yazar olduklarını fark ettiler...
Geliştirmek istediğiniz inançları tespit edin. Sonra da küçük örnekleriyle yola çıkın. En alt düzeyi çok iyi yaptığınızı anladığınızda çıtayı yükseltin. İnancınızın arttığını göreceksiniz...

"Denediğinizde başardığınız her şey, size yapabileceğinizi söyleyen birer telkindir."

..........................

Bende bu mimi; candostum Papatya'ma, SNM'ce Takılar'a, Cecilia'ya gönderiyorum, buyrun kızlar:)

26 Kasım 2010 Cuma

Rengarenk Balonlar...

Şimdi güleceksiniz bana ama söylemeden edemedim Utangaç .


Türkün aklı ya kaçarken, ya .... denir yaKahkaha.
Bende wc'deyken geldi aklıma bu fikir Kahkahamsı. Sonra bir kağıda karalayıp, uygun bir zamanda uygulamayı bekledim... İlk fırsatta da keçelerimi alıp işe başladım... İçine elyaf koyup biraz kaparık dursun balonlar istedim ama elyaf bulamayınca keçe kırpıklarından koydum. Tam istediğim gibi olmasalarda sonuçtan memnun kaldım yine de... Kolyenin diğer ucuna da aynı renklerde toplar ekledim...
Fazla abartılı olmasın diye fazla boncuk da kullanmadım... Çok şeker görünüyor ama nasıl bir kıyafetle kombine edilir bilemedim doğrusuTedirgin. Fikri olan varsa paylaşsın lütfen...